Göğüs hastalıkları uzmanı hekim Doç. Dr. Osman Elbek, BBC Türkçe’nin “Astım atağına karşı 50 yıl sonra ilk kez yeni bir tedavi yöntemi keşfedildi” haberini sosyal medyada eleştiriyordu.
Haberdeki “dönüm noktası”, “mucizevi”, “harika” gibi vurguların sorunlu olduğunu ve hastaların mevcut tedavilerini aksatmaları”na yönelik endişesini dile getiriyordu. “Tıpta hiçbir ilacın mucize olmadığı”nı vurguluyordu. Ayrıca haberde atıf yapılan araştırmayı ilacı üreten şirketin finanse etmiş olduğunun belirtilmediğine dikkat çekiyordu.
BBC Türkçe’nin haberini ben de inceledim. Lancet Respiratory Medicine dergisinde yer alan bir araştırmaya dayanarak yapılan haber, Elbek’in vurguladığı gibi, “devrim niteliğinde”, “dönüm noktası” yaratacak “mucizevi” bir ilaç geliştirildiğini müjdeliyordu. Ama sözü edilen araştırma sadece 158 hastanın takibiyle yapılmıştı, “daha kapsamlı bir test süreci 2025’te başlayacak ve iki yıl sürecekti”.
Tüm denemeleri tamamlanmamış bir ilacı, yıllar öncesinden büyük bir umut olarak sunmak sakıncalı bir habercilik. Kapsamlı araştırmalar bittiğinde çıkacak sonucu şimdiden kestiremeyiz.
Gazetecilik, her haberde olduğu gibi sağlık haberlerinde de eksilerle artıları, olumlu ile olumsuzu birlikte ve dengeli yansıtmayı gerektirir. Oysa yayımlanan bilimsel makalede belirtilmesine rağmen, BBC Türkçe’nin haberinde yeni ilacın olumsuz yanlarına değinilmiyor.
Haberde ilacın neredeyse tüm astım ve KOAH hastalarında etkili olabileceği algısı yaratılıyor ama makalede ilacın sadece eozinofil hücreleri (bir tür alerjik kan hücresi) yüksek olan hastaların tedavisinde etkili olduğu bilgisine yer veriliyor.
Bu da yeni bulunan ilacın haberde aktarıldığı gibi tüm astım ve KOAH hastalarında “rutin olarak kullanılabileceği” değil, sadece bir grup hastaya uygulanabileceği anlamına geliyor. O zaman da tüm astım ve KOAH hastalarına yersiz umut vermenin doğru olmadığı gerçeğiyle yüz yüze kalıyoruz.
Finanse eden şirket neden yazılmaz?
Ayrıca “50 yıl sonra ilk kez yeni bir tedavi yöntemi keşfedildi” başlığı sanki astım ve KOAH’a karşı daha önce hiç tedavi yöntemi yokmuş gibi bir izlenim veriyor. Fakat haberden anlaşıldığı kadarıyla bu, 50 yıl aradan sonra bulunan yeni tedavi seçeneklerinden sadece bir tanesi.
Astım hastalarına nefes yoluyla kortizon verilmesi tedavisine, 1970’lerde başlanmış, bugüne değin de başka tedavi yöntemi olmamış. Yeni bulunan “benralizumab” maddesi ise enjeksiyon yöntemiyle uygulanıyor.
Haberin en önemli eksiği, Doç. Dr. Elbek’in vurguladığı gibi dergide yayımlanan ve haberin dayandırıldığı araştırmanın finansman kaynağının yazılmamış olması. Araştırma metninde, finansmanı AstraZeneca’nın sağladığı ama “fon sağlayıcısının çalışma tasarımı, veri toplama, veri analizi, veri yorumlama veya raporun yazılmasında rolü olmadığı” belirtiliyordu.
Ama yine de araştırmanın finansmanını sağlayan firmanın aynı zamanda ilacı üreten firma olduğuna haberde yer verilmeliydi. BBC Türkçe, bu bilgiyi yazmayarak “çıkar çatışması”nı okurlarından gizlemiş oldu!
Bari BBC Türkçe yapmasaydı bu çarpık haberciliği. Tabii BBC Türkçe’nin bu haberini onlarca haber sitesi, televizyon kanalı ve gazetenin de kuşkulanmadan neredeyse aynen alıntıladığını da belirtmeliyim. Araştırma metnine bakmak o kadar zor olmasa gerek…
