Ana SayfaManşetUçak kalkmadan sorular bana geldi

Uçak kalkmadan sorular bana geldi

Bunun bir açıklaması var mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağının Washington’dan havalanmaya hazırlandığı saatlerde gazetecilerin uçakta soracakları sorular liste halinde bana geldi. Hem de soruların altında kimin o soruyu soracağı da yazıyordu.

Türkiye saatiyle 22.10’du sorular geldiğinde. Bu soruları, tanık olmaları için iki gazeteci arkadaşımla daha Erdoğan ile sohbetin açıklanmasından saatler önce dün gece ve bu sabah erkenden paylaştım. İletişim Başkanlığı’ndan Erdoğan’a sorulan sorular ve yanıtlarının medyaya gönderilmesinden sonra bendeki metinle karşılaştırdım! Gerçekten de bana saatler önce gelen sorular -sözcüğü sözcüğüne olmasa da- aynı şekilde Erdoğan’a sorulmuştu. Hatta soruların sıralaması da uyuyordu.

Gerçi daha önce uçaktaki gazeteciler, soruları kendilerinin belirlediklerini savundular ama eğer İletişim Başkanlığı ellerine hazır soru vermiyorsa nasıl oldu da bu sorular bana saatler öncesinden gelebildi? Umarım İletişim Başkanlığı ya da Cumhurbaşkanlığı’nın bu konuda bir açıklaması vardır.

Zaten sorulan sorular da çok eksik. Düşünebiliyor musunuz, ABD ile enerji alanında yeni anlaşmalar imzalanmış, Rusya’dan petrol ve doğalgaz almayın denmiş, Boeing uçak alımı için anlaşma imzalanmış! Ancak bunları sormamış uçaktaki gazeteciler… Hadi hepsini geçtim, F-35 konusunda Trump ile görüşmede ne olduğunu bile sormaz mı bir gazeteci?

Faruk BİLDİRİCİ / 26 Eylül 2025

Washington (26 Eylül 2025) dönüşü Erdoğan’ın uçağındaki gazeteciler: Hasan Öztürk (Ülke TV), İsmail Kapan (Türkiye Gazetesi), Murat Yancı (CNN Türk), Pelin Çift (TRT), Taha Dağlı (Haber Global), Serdar Karagöz (AA), Sena Alkan (Habertürk), Abdülhalik Çimen (A Haber), Nermin Yurteri (NTV), Murat Alan (Yeni Akit), Zahid Sobacı (TRT), Nazlı Çelik (Star TV), Nebi Miş (Sabah/SETA Genel Koordinatörü), Serhat İbrahimoğlu (TVNET), Ayşe Olgun (Yeni Şafak), Ahmet Hakan (Hürriyet), Okan Müderrisoğlu (Sabah), Didem Özel Tümer (Milliyet), Ömer Özkök (24 TV), Murat Çiçek (24 TV).

* * * * * * * * * *

Veee nihayet!

Ahmet Hakan allayıp pulladı ama sonunda “gazetecilik ayıbını” itiraf etmek zorunda kaldı!

Bugün Hürriyet’te aynen şöyle yazıyor: “Yöntem şu: İletişim Başkanlığı, gazetecilere ‘Hangi soruları soracaksınız’ diye soruyor…iletiyoruz İletişim Başkanlığı’na. İletişim Başkanlığı da sorulara asla müdahale etmeden bir sıralama yapıyor.”

İyi de zaten ben de “ABD gezisi dönüşünde Erdoğan’a uçakta sorulacak soruların önceden verildiğini” yazmıştım. ABD gezisi dönüşünde daha uçak kalkmadan gazetecilerin Erdoğan’a soracakları soruların listesini de ortaya koymuştum. Ahmet Hakan da “gazetecilerin soruları önceden verdiğini doğrulamış oldu!

Ama Ahmet Hakan’ın hâlâ açıkça söylemediği şu;

  1. Erdoğan’ın yurtdışı gezilerinin dönüşünde, gazeteciler soruları saatler öncesinden İletişim Başkanlığı’na veriyorlar. Onlar da hangi sorunun sorulup hangisinin sorulmayacağını ONAYLIYORLAR.
  2. Onaylanan sorular liste haline getirilip Cumhurbaşkanlığı uçağı kalkmadan gazetecilere dağıtılıyor. Onaylanmış, düzenlenmiş soruları uçakta o sırayla OKUYORLAR Erdoğan’a.
  3. Sorular önceden belirlendiği için uçakta Erdoğan’ın önüne soruların yanıtlarını içeren KARTLAR O da o kartları okuyarak gazetecilerin sorularına yanıt veriyormuş gibi yapıyor.
  4. Uçaktaki sohbeti gazeteciler değil, İletişim Başkanlığı deşifre ediyor; uçak indikten saatler sonra DÜZELTİLMİŞ, TEMİZLENMİŞ VE ONAYLANMIŞ metin gazetecilere dağıtılıyor. Gazeteciler de o metni haber yapıyor.

Ahmet Hakan’ın, “ayıp”, “yalan”, “terane” falan masalına devam etmeye çabalarken kabul etmek zorunda kaldığı “YÖNTEM” bu. Sonuçta Ahmet Hakan’ın da aralarında olduğu Cumhurbaşkanlığı uçağındaki “fevkalade itibara mazhar gazeteciler”, ABD dönüşünde ellerine tutuşturulan o listedeki soruları Erdoğan’a sorar gibi yapmışlar. Trump ile görüşme hakkında asıl sorulması gereken onlarca soru varken soramamışlar! Yaşananlar bu kadar açık… İşte asıl gazetecilik ayıbı budur!

Cumhurbaşkanlığı uçağındaki bu “YÖNTEM” basın toplantısı değil, olsa olsa “basın toplantısı mizanseni”dir. Gazeteci, karşısındaki kim olursa olsun sorusunu ÖNCEDEN verip onay almaz, onaylı soru sormaz. Gazeteci basın toplantısının metnini kaynağının deşifre etmesine izin vermez, kendi metnini haber yapar.

Ahmet Hakan bir de “geçmiş dönemlerdeki gazetecilik ayıpları”ndan söz etmiş. Kendi adıma soruyorum, hangi gazetecilik ayıbım varmış? Açıkla da görsün millet. Hemen her gün yeni bir gazetecilik ayıbını sergileyen Ahmet Hakan’ın, ayıplardan söz etmesi ne büyük garabet… “Gazetecilik ayıbı”ndan söz eden de İletişim Başkanlığı susarken onların adına uçaktaki “basın toplantısı mizanseni”ni savunan ve bana yanıt verme telaşına düşen bir kişilik! Öyle ya, bırak yöntemin “SAHİBİ” savunsun…

Faruk BİLDİRİCİ / 28 Eylül 2025

**********

Ahmet Hakan, Hürriyet, 29 Eylül 2025
Ahmet Hakan, Hürriyet, 29 Eylül 2025

SEN BİR YALANCISIN AHMET HAKAN

Bugüne değin çok az kişiye yalancı demişimdir; hep kaçmışımdır bu kelimeyi kullanmaktan ama sen bu sözcüğün hakkını verdin!

Çünkü okuduğunu anlamamış olamazsın, yazdığımı bilerek çarpıtıyorsun. Tırnak içinde yazmışsın ama ben “İletişim Başkanlığı, uçakta sorulacak soruları ve cevapları önceden belirledi. Soruların altına da gazetecilerin adlarını yazdı” demedim. Öyle bir cümlem yok benim. Paylaşımım ortada. Gazetecilerin soracakları soruların listesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı Washington’dan havalanmadan önce bana geldiğini yazdım ve “Bunun bir açıklaması var mı?” diye sordum.

Bak aynen şöyle yazmıştım: “Gerçi daha önce uçaktaki gazeteciler, soruları kendilerinin belirlediklerini savundular ama eğer İletişim Başkanlığı ellerine hazır soru vermiyorsa nasıl oldu da bu sorular bana saatler öncesinden gelebildi? Umarım İletişim Başkanlığı ya da Cumhurbaşkanlığı’nın bu konuda bir açıklaması vardır.”

Ben İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’ndan açıklama istedim, sen ortaya atıldın. Sanki onların sözcüsü gibi… Ne dedin? Bak ben tırnak içinde çarpıtmadan aynen alayım yazdığını:

“Yöntem şu: İletişim Başkanlığı, gazetecilere ‘Hangi soruları soracaksınız’ diye soruyor. Bunun amacı da belli: Mükerrer soru olmasın, sorular hep aynı konuda olmasın, sorular çeşitlensin.”

Böylece uçak daha kalkmadan bana gelen GAZETECİLERİN UÇAKTA SORACAKLARI SORU LİSTESİNİ DOĞRULAMIŞ oldun. Meğer İletişim Başkanlığı “hazır soru” vermiyormuş, siz sorularınızı önceden verip onaya sunuyormuşsunuz!

Niyeymiş bu yöntem? “Sorular mükerrer olmasın” diye imiş.

Bu kadar komik bir gerekçe olamaz. Hayatında muhabirlik yapmamış olabilirsin ama ben yıllarca sahada koşturdum, liderleri izledim. Bir gazeteci, tasarladığı soru kendisinden önce başka biri tarafından sorulunca ya başka soru sorar ya da o soru yeterince yanıtlanmamışsa farklı bir açıdan sürdürür soruyu.

Gazeteci soracağı soruyu kimseye denetletmez, izin almaz.

Sen “Mükerrer olmasın” falan diyerek, gazetecilerin sorularının önceden İletişim Başkanlığı tarafından DENETLENDİĞİNİ, SEÇİLEREK ONAYLANDIĞINI, ERDOĞAN’IN SORULARI ÖNCEDEN HAZIRLANMIŞ KARTLARDAN OKUDUĞUNU, SOHBETİN DE YİNE İLETİŞİM BAŞKANLIĞI TARAFINDAN DEŞİFRE EDİLİP DÜZELTİLİP DAĞITILDIĞINI gizlemeye çalışıyorsun.

“Fevkalade itibara mazhar” bir gazeteci olarak bindiğin Cumhurbaşkanlığı uçağında uygulanan evrensel gazetecilik etiğine aykırı bu yöntemi savunuyor, aklamaya çalışıyorsun. Bu gazetecilik adına ayıp ötesi bir durum.

Evet, “adamın teki” olarak sana soruyorum. Cumhurbaşkanlığı uçağında razı olduğun “basın toplantısı mizanseni”nin benzerini daha önce hangi lider uyguladı? Örneğin Turgut Özal’ın, Süleyman Demirel’in, Abdullah Gül’ün ve hatta Erdoğan’ın ilk dönemindeki yurtdışı gezilerinde uçaktaki sohbetlerde böyle bir yöntem uygulanıyor muydu?

Benim bildiğim uygulanmadı, uygulanamazdı.

Bir de İletişim Başkanlığı’na çağrım var; uçaktaki basın toplantılarını neden görüntülü yapmıyorsunuz? Madem gazeteciler o uçağa binip de -sadece Ahmet Hakan’ın savunabildiği bir yöntemle- sorularını ÖZGÜRCE sorabiliyor, o zaman görüntülü yapın bu ülkenin bütün yurttaşları görsün o gazetecilerin nasıl soru sorduklarını ya da soramadıklarını.

Niye gizliyorsunuz ki?

Faruk BİLDİRİCİ / 29 Eylül 2025

 

Son eklenenler

En çok okunan