Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın, kendi kendisini de suçlayan, hatta bir tür itiraf niteliğinde olan sosyal medya paylaşımlar yaptığı üzerinden yapılan haberler, üç ay kadar önce başladı.
10 Nisan’da Yeniçağ’ın web sitesinde yayımlanan “Skandal rektör: TBMM’ye ve Cumhuriyet’e hakaretler… Süreç bitmeden atayacağı isimleri ilan etti” haberi bu serinin ilkiydi.
Haberde, Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın, Facebook’ta 2 Nisan’da yaptığı paylaşımda “TBMM’de işe yaramaz, vasıfsız, sadece el kaldırıp indiren münafık milletvekilleri havlayıp kudursa da Şırnak Üniversitesi’nin iradeli ve dirayetli rektörü olarak üniversitemizi sadakat libasıyla zırhlanan kişilerle yükseltmeye ve ilerletmeye devam edeceğim. Ben, eski Cumhuriyet’in hastalıklı, kokuşmuş o çürük düzeninin rektörü değilim!” dediği öne sürülüyordu.
Bekleneceği gibi, Yeniçağ’ın haberi dijital ve sosyal medyada geniş yankı buldu. Odatv, T24 gibi haber siteleri de haberi alıntıladı. Şırnak Üniversitesi Rektörlüğü’nden aynı gün yapılan açıklamada da “Servis edilen paylaşımlar gerçek dışı ve dijital mecralar aracılığıyla üretilmiş iftiradan ibarettir” denildi.
Bunun üzerine haberde imzası olan Fatih Ergin, “Nerede üretme?” diyerek, rektörün Facebook hesabından aldığını belirttiği “video kaydını” X’ten yayımladı. Ergin, ikinci paylaşımında da “Yalanlayacağını, ‘üretilmiş’ iftirası atacağını bildiğim için haberimin ardından bu videoyu paylaşmıştım. Açık çağrımdır; beni mahkemeye versin. Mahkeme videoyu inceletsin. Sahte çıkarsa, gazeteciliği bırakacağım! Hodri meydan!” diye meydan okudu.
Tabii bunlarla kalmadı. Yeniçağ, sonraki günlerde de “Arınç, ‘Gereği yapılsın’ dedi” ve “Türkiye Yeniçağ’ın haberini konuşuyor: Enginyurt suç duyurusunda bulundu” haberlerini yayımladı. Bu haberler de başka sitelerde alıntılandı.
Rektörün suç duyurusu
Tepkilerin bu şekilde devam etmesi üzerine Rektör Alkış da bir paylaşımda bulunarak,
“Bülent Arınç, Cemal Enginyurt, Yüksel Taşkın, Gökhan Günaydın gibi siyasilerin sağlıklı bilgi alma ihtiyacı duymadan yalan ve iftira dolu haberlerden yola çıkarak açıklama yapmalarına üzüldüğünü” belirtti. Alkış, kendisine atfedilen paylaşımın “dijital mecralar aracılığıyla üretildiği” savunmasını tekrarladı ve hukuki yollara başvuracağını vurguladı.
Alkış, 11 Nisan’da Fatih Ergin ve Yeniçağ ile haberi alıntılayan Odatv ve T24 hakkında “hakaret, iftira, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlamalarıyla Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Suç duyurusunda “Sahte Facebook paylaşımları ile Üniversite Rektörü açıkça hedef gösterilmiş ve lekelenmeme hakkı ihlal edilmiştir” denildi. Rektörün ağzından çıkmış gibi yazılan sahte hesap içeriklerinin akla ziyan ve hayatın doğal akışına aykırı olduğu” savunuldu.
Bana da gönderilen suç duyurusu metninin yaklaşımı çok abartılıydı. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla kalınmamış, “suç işleme amacıyla örgüt kurma” gibi bir suçtan da söz edilmişti. Bir haberi yanıtlamak için böyle suçlamalarda bulunarak sadece gazetecilik etiğinin değil, hukuki sınırların da dışına çıkılmıştı. Bu düşünceyle konuyu incelemeyi erteledim.
Yeni haber yeni suçlama
Fakat Rektör Alkış hakkında ilk haberi yazan Fatih Ergin, 30 Haziran’da da “Skandal rektörden yeni skandal: Akrabaları doldurdu, inancım gereği dedi” başlıklı bir habere imza attı. Yeniçağ’da yayımlanan bu haber de tıpkı ilk haber gibi, Alkış’ın sosyal medya hesabında yaptığı belirtilen bir paylaşıma dayanıyordu.
“Alkış, üniversiteyi ‘inancının gereği’ akrabaları ile doldurduğunu itiraf ederken 17 Haziran tarihli öğretim üyesi ilanında kimleri atayacağını duyurduğu da ortaya çıktı” denilen haberde, Alkış’ın paylaşımından şu cümlelere de yer veriliyordu.
“Bu fitneciler, Cuma namazlarına gitmedikleri için her cuma günü akrabaya yardım etmenin inancımız gereği olduğunu bilemezler. Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek ve onları güzel yerlere getirmek benim inancım gereğidir ve Rektörlük hakkımdır.”
Tahmin edileceği üzere, birçok medya kuruluşu bu haberi alıntıladı; onlarca sitede yayımlandı Yeniçağ’ın haberi. Bunun üzerine Şırnak Üniversitesi Rektörlüğü bir açıklama yaparak, bu haberi de yalanlandı; haberin “tamamen gerçekdışı olduğu” savunuldu. Ayrıca haberdeki “akraba kayırmacılığı” iddiasının da doğru olmadığı belirtildi.
Haber yayılmaya devam ederken Ahmet Hakan devreye girdi. “Şırnak Üniversitesi palavrası” başlıklı yazısında, “Teyit etmiyorlar. Minnacık bir araştırma yapma zahmetine katlanmıyorlar” diyerek rektörü savundu.
Fatih Ergin de daha önce yaptığı gibi, yine Prof. Dr. Alkış’ın paylaştıktan sonra sildiğini iddia ettiği hesabın video görüntüsünü paylaştı. “Tek araştırma yapmadan palavra diyen, iktidar için ‘gerektiği gibi gazeteciliğin’ simgesi olan Ahmet Hakan da izlesin” diye yazdı paylaşımına da.
Dijital yöntemlerle görüntü üretimi mi?
Her iki habere de konu olan ve Fatih Ergin’in paylaştığı görüntüdeki Facebook hesabına baktım. Orada haberdeki gibi bir paylaşım yok. Sadece arkadaşlarının ya da kısıtlı kişilerin görebileceği şekilde paylaştıysa onu benim görmem mümkün değil ama Alkış bütün olasılıkları reddedip, söz konusu paylaşımların sahte olduğunu savunuyor. Ya hiç yazılmadı Alkış’ın savunduğu gibi, ya da Fatih Ergin’in öne sürdüğü gibi yazıldı sonradan silindi.
Gerçekten de Alkış, paylaşımda bulunup bunu sonradan sildiyse tespit edebilmek kolay değil. Öte yandan Fatih Ergin’in video görüntüsünü yayımladığı paylaşım da kuşkusuz dijital yöntemlerle üretilebilir; bu da mümkün. İki tarafın savlarının hangisinin doğru olduğunu sanırım ancak Facebook kesin olarak saptayabilir.
Fatih Ergin’in görüntüsünü paylaştığı https://www.facebook.com/abdurrahim.alk.s adresindeki hesaptaki profilde “Prof. Abdurrahim Alkış Şırnak Üniversitesi Rektörü” yazılmış; “Prof. Dr.” olarak yazılmaması dikkat çekiyor. Daha önemlisi bu hesap aktif olarak kullanılmamış görünüyor. Yıllardır paylaşımda bulunulmamış; sadece 10 fotoğraf konulmuş; hepsi de “profil güncellemesi”. Böylesine pasif durumdaki bir hesabın 5 bine yakın takipçisi var.
Facebook’ta Alkış adına bir hesap daha var; https://www.facebook.com/abdurrahimalkish Bu hesap, Alkış’ın Dicle Üniversitesi’nde olduğu yıllarda açılmış ama en son 2024’te kullanılmamış. Alkış’ın aktif olduğu, güncel paylaşımlarda bulunduğu sosyal medya hesabı X’te.
Rektör neden harakiri yapsın?
Elbette böyle bir paylaşımı haberleştirirken Alkış’ın da görüşünün alınması gerekirdi. Sonradan cevap hakkı tanıyarak, yaptığı açıklamaları haberleştirmek ya da habere eklemek de mümkündü. Ama Fatih Ergin, yazdıklarına gelen yanıtı bütün halinde yayımlamamış.
Meselenin özü, Alkış’a ait olduğu öne sürülen bu paylaşımların hayatın doğal akışına uygunluğu. Alkış’ın atayacağı isimleri önceden ilan etmesinin ve ağır ifadelerle kendisini zor duruma sokacak metinler yazıp sonra da silmesinin mantığı yok.
Bu paylaşımları ve dolayısıyla haberleri doğru kabul edersek, Alkış’ın, kendi kendini zor duruma soktuğunu, rakiplerinin eline bile isteye malzeme verdiğini de kabul etmek gerek. İyi de neden kendi kendine zarar versin? Neden harakiri yapsın sonra da reddetsin?
Bunun başka bir açıklaması olmalı…
Faruk BİLDİRİCİ / 4 Temmuz 2026
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
FATİH ERGİN’İN YANITI
Sayın Faruk Bildirici
“Şırnak Üniversitesi Rektörü neden kendisini ifşa etsin?” başlık yazınızdaki bazı bölümler ile ilgili açıklamamı dikkatinize sunarım…
Öncelikle belirtmeyelim ki, şahsımın imzasıyla YENİÇAĞ’da yayımlanan ve yazınıza konu olan haberler, söz konusu rektör hakkında yayımlanmış ilk haberler değildir. Benim haberlerim öncesinde 2026 da dahil olmak üzere 2025,2024 ve 2023 yıllarında Cumhuriyet, ODA TV ve Aydınlık gibi medya organlarında da rektör hakkında özel haberler yer almıştır.
Yazınızda, “Fatih Ergin’in görüntüsünü paylaştığı https://www.facebook.com/abdurrahim.alk.s adresindeki hesaptaki profilde “Prof. Abdurrahim Alkış Şırnak Üniversitesi Rektörü” yazılmış; “Prof. Dr.” olarak yazılmaması dikkat çekiyor. Daha önemlisi bu hesap aktif olarak kullanılmamış görünüyor. Yıllardır paylaşımda bulunulmamış; sadece 10 fotoğraf konulmuş; hepsi de “profil güncellemesi”. Böylesine pasif durumdaki bir hesabın 5 bine yakın takipçisi var.
Facebook’ta Alkış adına bir hesap daha var; https://www.facebook.com/abdurrahimalkish Bu hesap, Alkış’ın Dicle Üniversitesi’nde olduğu yıllarda açılmış ama en son 2024’te kullanılmamış. Alkış’ın aktif olduğu, güncel paylaşımlarda bulunduğu sosyal medya hesabı X’te.” denilmektedir.
Facebook’ta, “Herkese açık” “Arkadaşlar”, “Sadece ben” şeklindeki seçenekler tercih edilerek her paylaşımı kimlerin göreceği ayrı olarak ayarlanabilir. Yani, Facebook’ta fotoğraflarınızı herkese açık paylaşabilir, yazılı paylaşımlarınızı ise sadece hesabınızda arkadaş olarak kabul ettiğiniz profillerin görmesini sağlayabilirsiniz.
Rektör Abdurrahim Alkış, skandal ifadeler ve suç itiraflarıyla dolu paylaşımları haber olduktan sonra sürekli olarak aynı taktiği izlemekte ve böyle bir açıklama yapmadığını, görsellerin üretilmiş olduğunu iddia etmektedir. Bir an için, kendisinin doğru söylediğini düşünelim. Peki o zaman, söz konusu paylaşımlarında ilan süresi bitmeden atayacağını duyurduğu isimlerin ilan süresi bittikten sonra eksiksiz şekilde atanmış olmasını nereye koyacağız? Kaldı ki, bu konuda YENİÇAĞ ve ODA TV iki ayrı haber yapmıştır. Yalanladığı paylaşımlarında resmen bir suça imza atarak atayacağını duyurduğu isimlerin ilan süresi bittiğinde eksiksiz atanmış olması, üstelik bunun defalarca yaşanmış olması tesadüf olabilir mi? Sadece bu nokta bile paylaşımların doğrulunu kanıtlamaya tek başına yeten bir ayrıntıdır.
Rektör Alkış, Türkiye’nin gündemine oturan son haberimin ardından önce Ahmet Hakan’a bir açıklama yapmış ve haberlerime yönelik yaptığı suç duyurularının basın özgürlüğü gerekçesiyle sonuçsuz kaldığını ifade edebilmiştir.
Siz, bir üniversite rektörü olarak, yapmadığınız sosyal medya paylaşımlarının yapılmış gibi gösterilerek hakkınızda haber yapıldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunacaksınız ve savcılık bunu “basın özgürlüğü” diyerek sonuçsuz bırakacak. Oysa böyle bir iddia basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilecek bir konu değildir.
Dahası, ikinci mesai yeri mahkemeler ve emniyet olan bir gazeteci olarak, doğrulanmış haberlerim hakkında bile soruşturma açılırken ve doğrulanmış haberlerim nedeniyle iki kez gözaltına alınmışken, Rektör Alkış’ın böylesine absürt bir iddiası karşısında ifadeye bile çağrılmamış olmam garip değil midir? Acaba, ortada sonuçsuz kaldığı iddia edilen suç duyuruları hiç olmamış mıdır?
Şimdi soruyorum, Türkiye’de basın özgürlüğü var mıdır?
Varsa ne durumdadır?
Demokrasi ve hukuk devletinin kendi kuralları içerisinde işlediği bir düzende dahi rektör Alkış’ın iddiası, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan bir iddia iken, ülkemizin neredeyse her ay bir gazetecinin gözaltına alındığı malum siyasi ikliminde Rektör Alkış’ın savcılıkta basın özgürlüğü duvarına toslamış olması ne kadar inandırıcıdır?
Alkış, Serbesiyet’e yaptığı açıklamada ise, suç duyurularının yine aynı gerekçeyle sonuçsuz kaldığını ifade ederken, sözlerinin devamında ise “Başsavcılığa başvurdum dedim ‘benim profilimden böyle paylaşımlar yapılmış mı?’ araştırıldı böyle paylaşımların yapılmadığı ortaya çıktı.” demiş ve “Benim üzerimden dine saldırıyorlar” şeklinde konuşmuştur…
Alkış, gün gibi görüldüğü üzere kendi kendini tekzip etmiştir. Hem haberlerim hakkında savcılığa yaptığı suç duyurularının basın özgürlüğü gerekçesiyle sonuçsuz kaldığını iddia etmekte hem de aynı savcılığın kendisinin Facebook profilinde böyle paylaşımların olmadığını tespit ettiğini söylemektedir. Öyleyse böyle bir tespiti yapan savcılık, neden hakkımda soruşturma açmamıştır?
Söyleyeceklerim şimdilik bundan ibarettir. Zira buraya kadar ortaya koymuş olduklarımın her biri tek başına çok şey anlatmaktadır.
Saygılarımla.
Fatih Ergin
Gazeteci- Yazar
